BOZKURTLAR OTAĞI
BOZKURTLARIN OTAĞINA HOŞGELDİNİZ.

ÜYE ADI OLARAK TÜRKÇE İSİMLER KULLANINIZ.
AKSİ DURUMDA ÜYELİĞİNİZ KABUL EDİLMEYECEKTİR.

ÜYELİĞİNİZİN HEMEN AKTİF OLMASI İÇİN MAİL ADRESİNİZE GELEN ÜYELİK AKTİVASYON LİNKİNE TIKLAYINIZ.



ÜLKÜCÜ HAREKET ENGELLENEMEZ
 
AnasayfaAnasayfa  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Sayfayı FaceBook'ta Paylaş

Paylaş | 
 

 ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ülkü gülü/m
KAĞAN

avatar


MesajKonu: ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU   Ptsi Kas. 23, 2009 8:42 pm

23.11.2008
Adı: Dursun


Soyadı: Önkuzu


Doğum Yeri: Tokat \ Zile


Ölüm Nedeni: Ülkücü Olmak


Ölüm Şekli: İdamdan Beter


Şehadeti: 23 Kasım 1970


Önkuzu hey! Önkuzu hey!
Önde gider Önkuzu
Bu bayrak düşmez
Ölmedikçe son kuzu…


Dursun Önkuzu… Türkiye’mizin yağmur bölgesi Karadeniz’in küçük ve şirin memleketi Tokat’ın Zile ilçesinde dünyaya gelmiştir. Bir Türk gibi yaşamış bir Türk gibi dünyevi hayatını devam ettirmiş ama insanlıktan bihaber insan adı verilen insan müsvettelerinin uygun gördüğü şekilde şehadet şerbetini içmiştir. Şerbet evet şerbet ama kızılcık şerbeti… 3 gün boyunca işkence görür ciğerlerine hava basılır ölmeyince 4. kattan aşağı atılır.


Rahmetli Önkuzu daha ortaokul sıralarındayken ülkücü hareketin ön saflarında yer aldı. İlk başlarda Ülkü Ocakları Derneği’ne gidiyordu. Küçücük bir gruptular ama zamanla bir çığ gibi büyüdüler ve çoğaldılar. Ailesinden özellikle babasından çok kez ikaz almasına rağmen O ülkücü hareketi hiçbir zaman bırakmamış vatan ve millet sevgisini yitirmemişti. O ülkücü çocukları yetiştirmek geliştirmek milli ve manevi değerlerimizi kaybetmemeleri için çalışmalar yapmaya seminerler vermeye özen gösterirdi. Mahcup utangaç ve az konuşan kimliği ile tanınırdı. Okumayı çok severdi. Bir kütüphane yapmak bunu ülkücü gençlerin hizmetine sunmak en büyük isteklerinden biriydi. Judo öğrenmişti ve sık sık antrenman yapardı. Dini hayatına çok büyük önem verir namazlarını düzenli olarak kılmaya özen gösterirdi. Dini açıdan en büyük destekçisi Müftü Ali Efendi idi. Sık sık bir araya gelerek dini konularda konuşurlardı.


Üniversite hayatına ise İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesinde başlamış kayıt yaptırmış ama komünistlerin yoğun baskısı nedeniyle kaydını Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okuluna aldırmıştır. Fakat kader işte nereye gidersen git seni elbet bulacaktır.


Ve tarih 22 Kasım 1970


Ülkücü Dursun Önkuzu 4. katta sıkıştırılmış insanlık dışı davranışlara maruz kalmıştır. 3 gün boyunca aç susuz kalmış ve işkence görmüştür. Ve en sonunda ciğerlerine hava basılmış ölmemiş bu kez de 4. Kattan aşağı atılmıştır.


Selahattin Ulubaş’ın diliyle Dursun Önkuzu’nun şahadeti:


1970 yılı ülkücü hareketin en zor dönemlerindendi. Hareket günden güne gelişiyor bunu gören kızıllar ise saldırılarını arttırıyordu. İşte Dursun’da bu dönemlerde Ankara Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda okumaktadır. Saldırıların artması sonucu bir ara Zile’ye gelmiş ama duramayarak ertesi gün Ankara’ya dönmüştür.


23 Kasım günü Dursun’un şahadet haberinin ilçeye gelmesiyle yıkıldık. Dursun komünistlerin okulu işgal etmesi üzerine 2 arkadaşıyla birlikte rehin alınmış aç ve susuz kalmıştır. 3 gün boyunca gördüğü işkence sonunda ciğerlerine hava basılmak suretiyle öldürülmek istenmiş ama ölmemiştir. Artık öldürmenin çaresini 4. kattan aşağı atmakta bulan komünistler rahmetli Dursun Önkuzu’yu 4. kattan aşağı atmışlardır. Şahadetin ardından cenazenin başında nöbet tutan ülkücüler tutuklanırken kızıllara ses çıkarılmamıştır. Ayrıca şahadet haberine basın kuruluşları da önemli derecede ilgi göstermişlerdir. Ülkücü kuruluşlar hem komünist devlet düşmanlarının hem de polisin akıl almaz tutumunu bildiri ve protesto gösterileriyle kınamışlardır.


Olayın acısını ve büyüklüğünü rahmetli Dursun Önkuzu’nun babası Abdullah Önkuzu’nun o günlerde devrin yöneticilerine çektiği telgraf özetlemektedir.


“Oğlum Türk milliyetçisiydi ama bunun karşılığında ihanet gördü. Polis oğlumun cenazesini Gülveren civarında kaçırmış üstelik bunu bomba kullanarak yapmıştır. Arkadaşları onu son yolculuğuna taşırken bu engellenmiştir. Oğlumu son kez koklatmadılar bana oğlumun naşını istiyor katillerinin de bir an önce bulunmasını istiyorum”


Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bir noktada söylenecek ne var bir ayet bir şiirden başka;


“İnna Lillahi Ve İnna İleyhi Raci'un”



Kuzular koç olacak
Toy düğün göç olacak
Bu yıl ki kuzuların
Adları “öç” olacak




___________________________________
Olcay KILAVUZ / Niğde Ülkü Ocakları İl Başkanı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ülkü gülü/m
KAĞAN

avatar


MesajKonu: Geri: ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU   Ptsi Kas. 23, 2009 9:12 pm

DURSUN ÖNKUZU (1948- )



Cennet ülkemizin güzel beldesi Bozkurtlar yuvası Tokat'ın Zile kazasında 1948 yılında dünyaya geldi

Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda tahsil görürken İşgal altındaki okulda komünistler tarafından yakalanıp üç gün süren ve bisiklet pompasıyla ciğerlerine hava basmaya varan ağır işkenceler yapıldıktan sonra 23 KASIM 1970 günü okulun üçüncü katından aşağıya atılarak şehid edildi.


KIZKARDEŞİ KADRİYE ÖNKUZU'NUN KALEMİNDEN:



AĞABEĞİM DURSUN ÖNKUZU

Yıl 1970… Kasım ayının 22. günü… İftar sofrasındayız. Mercimek çorbasını ağabeyimin çok sevdiğini hatırlatıyor babaannem. Hepimizin gözleri doluyor. Kapı çaldı. Ağabeyimin arkadaşının babası berber Cemal Amca. Babamı istedi.

İndi babam. Sonradan öğrendiğime göre: “Öğrenci olaylarında Dursun yaralanmış hemen Ankara'ya gidelim” demiş. Tabi radyo ve televizyonlar olaylarda ağabeyimin kaçırılarak işkence sonucu öldürüldüğünü açıklamış. Bizim bir şeyden haberimiz yok. Babam haberleri hiç kaçırmazdı halbuki. Tabi daha 19 haberleri başlamamıştı.

Televizyonumuz zaten yok o zamanlar.

Babam hemen gitti Ankara'ya evimize akrabalar komşular ülkücü camiadan dostlar dolmaya başladı. Tabi anneme ve bize ağabeyimin yaralı olduğunu söylüyorlardı. Ben ozamanlar orta birinci sınıfta okuyordum. Ablam Amasya Yatılı Öğretmen Okulu birinci sınıfta okuyordu. Benim küçüğüm Zübeyde ise ilkokul ikide.



Ertesi günü ablamı getiriyorlar ülkücü hocaları. Ben hala ağabeyimi yaralı hayal ediyor ona en iyi şekilde bakar hemşirelik yaparım biricik ağabeyime diyordum. Heyhat! yaradanımıza kavuşalı kaç gün olmuş halbuki. Camilerde selalar kendime gelebildim. Bu mahşeri kalabalığın anlamını ancak o zaman idrak edebildim. İki gün sonra cenazeyi getirdiler ülküdaşlarının acılı hüzünlü tekbirleri arasında. Zile o tarihe kadar öyle bir kalabalık görmemeişti. Otobüslerle Ankara'dan çevre il ve ilçelerden köylerden akın akın gelen ülkücüler son yolculuğunda birlikte olmak istemişlerdi Şehit Önkuzu'nun ruhuyla. Kılıçkıran İmamoğlu Özmen ve Önkuzu… İşte davanın ilk şehitleri. Bu nasıl bir dava idi nasıl bir mücadeleydi. Bu birçok kısır düşünceli egoist maddeci yöneticilerin dediği gibi sağ sol davası değildi. Bu Türk - Gayrı Türk savaşıydı. Şuuru kültürü ruhu ve gönlü ile Türk olanla hiçbir şeyi Türk olmayanların gerçek imanı yüreğinde duymayanların savaşıydıDaha ortaokul lisedeyken ülkücü mücadelenin ön saflarında yer almıştı. Zile kalesinin tam karşısında Ü.O.D açılmıştı. Önceleri birkaç arkadaştılar. Sonra çığ gibi büyüdüler çoğaldılar. Babam sürekli çok ileri saflarda mücadele ettiğini söyler mesleğini eline aldıktan sonra ne yaparsan yap derdi. Ailenin tek umudu tek dayanağı oydu. O öylesine imanlı kararlı ve samimiydi ki o günlerde yapılan haksız düşünce görüş ve davranışlara asla tahammül edemiyordu.Birkaç önce Süleyman Özmen Y.Ö Okulu'nda şehit edilmişti. Ağabeyim o olayı bizlere göz yaşları içersinde anlatmıştı. Anneme kan lekeleri olan bir ceketini saklamak üzere yıkamamasını tembih ederek emanet etmişti. “Bu kan Süleyman'ın kanı sakın yıkama mübarek şehit kanı; yarın Allah'ın huzurunda şahitlik edecek inşallah” demişti. Kendisinin de birkaç ay önce söylediği bu sözden sonra aynı kaderi beklediğini nerden bilsin. Ah canım ağabeyciğim.

O bir ülkü deviydi. Hiçbir çıkar gözetmeksizin. Çok büyük ideallere sahipti. Öylesine inançlıydı ki düşüncelerini gerçekleştirmek için elinden geleni yapardı. Milliyetçi ülkücü çocuklara gençlere kızlara milli manvi değerlerimizi kaybetmemeleri için seminerler düzenlerlerdi. Okul derslerinde başarısız olan talebelere ücretsiz matematik fen kursları verirdi. Maddi imkanları kısıtlı olduğu halde verilen hediyeleri kabul etmemişti. Onu akrabalarımız arkadaşları mahcup utangaç az ve öz konuşan konuşunca herkes tarafından dinlenip beğenilen birisi olarak tanırlardı. En büyük idealli büyük bir kütüphaneye sahip olmak ve gençlerin hizmetine sunmaktı. Çok kitap okurdu. Eline geçen parayı kitaba yatırırdı. Yaz tatillerinde çalışıp okul masraflarına katkıda bulunurdu. Judo öğrenmişti. Her sabah jimnastik yapar titizliği ile ablamı yorardı.



















“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler Rableri katında Allah'ın lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.”

(Al-i İmran Suresi169-170. Ayet).




Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ülkü gülü/m
KAĞAN

avatar


MesajKonu: Geri: ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU   Ptsi Kas. 23, 2009 9:13 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
HasKurt-40
.
.
avatar


MesajKonu: Geri: ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU   Ptsi Kas. 23, 2009 11:44 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ülkü gülü/m
KAĞAN

avatar


MesajKonu: Geri: ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU   Salı Kas. 24, 2009 8:47 pm

HasKurt-40 video için sağolasın yüreğine sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ÜLKÜ Şehidi ERTUĞRUL DURSUN ÖNKUZU
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
BOZKURTLAR OTAĞI :: ÜLKÜMÜZ TURAN :: ŞEHİTLERİMİZ-
Buraya geçin: